İlk 15K’m!

Dünden sonra kendimle bayâ gurur duyuyorum. Ama yazıma önce bir sitemle başlamak istedim.

İnsanlar gerçekten acayip tuhaf. 15 kilometre koştum, sertifikamı aldım ve tabi hemen fotoğrafını çekip Instagram’a koydum. Koymaz olaydım ya! Tebrikten çok “aaa sen 15 km’yi bir buçuk saatte mi koştun?? nasıl yanieeee? Bizim komşunun bacanağı 1 saat 13 dakikada koşmuş” veya “ay hani sen aşırı derecede hızlı koşuyordun” demeler. Nasıl yani, anlamadım.. Ben hangi yazımın hangi köşesinin hangi cümlesinde sizlere Usain Bolt hızında koşup Nevin Yanıt atikliğinde engel atladığımı söyledim? Her koşumdan sonra açık seçik Facebook’umda, Twitter’ımda paylaştığım koşu özetlerimin hangisinde saatte 37 kilometre hızla koştuğum yazıyordu? Gerçekten anlamadım.

Tam tersine yarışa kadar kiminle konuşsam “üff 15’i nasıl koşucam abi çok korkuyorum” diyip durdum. Üstelik ben hiç hırslı bir koşucu değilim. Koşu boyunca fotoğraf da çektim, sosyal medyada olup bitenlere de baktım, karşılaştığım arkadaşlarımla da konuştum. Ama en önemlisi 15 kilometrenin hepsini koşarak bitirdim. Daha birkaç ay önce en fazla 5 kilometre koşmuş olan ben, meşhur Hacıosman –  Şişhane metrosunun mesafesi kadar bir yol koştum. Koşan herkesi de acayip tebrik ediyorum.

Aslında bu lafları edenlerin yüzde 99’u bütün gün popolarının üstünde oturan zat-ı muhteremler olduğundan onları da anlıyorum. O yüzden ben kendilerine başkalarının şeyleriyle gerdeğe girme zevkini yaşatayım da 15 kilometrenin sonunda hissettiğim haz bana kalsın… Artık kapı gibi sertifikamız da var, biz “kıtalararası” birer atletiz.

Neyse yeter bu kadar boş konuşma, gelelim yarışa.

Ben hayatımda ilk defa koşarak geçtim köprüyü. Daha önce bir kez yürüyerek, bir kez de bisikletle geçtim. Barbaros Bulvarı’nın en altına vardığımızda bizi karşılayan ilk seyirci grubunun tezahuratları gerçekten insanın tüylerini diken diken eden cinstendi. Biz o yolların çoğunu normalde İstanbul Koşu Kuvvetleri’yle koştuğumuzdan bizim için bilindik bir rotaydı. Fakat eğer bir yabancı olsam bir tek Boğaziçi Köprüsü değil Galata Köprüsü’nden Eminönü’ne geçiste de inanılmaz bir keyif alırdım heralde.

Evet yarışta yüzlerce yabancı vardı. Özellikle 15K ve Maraton koşucularının büyük bir kısmı yabancıydı. Genci yaşlısı – hatta belki daha çok yaşça büyük olanları – herkes koşmaya gelmiş. Türkiye’de de baya bir artış var spor konusunda ve umarım devam eder bu heyecan. Herkes spor yapsın eğlensin, hatta “imagine all the people dancing and touching each other, communicate in a joyful harmony” demiş atalarımız..

Ben yarışın ertesi günü zatüre olacağımdan o kadar emindim ki bir gün öncesinden bir sürü vitamin alıp bol zencefilli meşrubat tükettim. Ama yarış oldukça iyi organize edildiğinden neredeyse hiç üşümedik diyebilirim. Geçen sene katılan arkadaşlarımdan eşya bıraktıkları otobüsleri yarış sonrası epeyce bir vakit bulamadıklarını duymuştum. Bizimkileri hemen bulabildik neyse ki ve yanında kurdukları soyunma çadırlarında hemen üstümüzü değiştirip hiç sıkıntı yaşamadan üşüme problemini hallettik.

Bundan sonra yarışa katılırsam ne yaparım diye düşünüyorum. Sanırım bu sefer daha önce koşmuş olanlara ve başkalarının gazına gelip biraz fazla giyindim. Zaten sonra bir ara koşarken soyundum. Sonra bir noktada donup tekrar giyindim. Arkadaşlarımın dediklerine göre değil de hava durumuna göre giyinirim sanırım bir dahakine. Bir de tabiki daha geçen hafta ayak altımdaki su toplamalarımı yazmış olmama rağmen vazelin sürmeden çıktığım için ayaklarımın altı yine mahvoldu. Sanırım bir dahaki koşum için ders olmuştur bu.

Son olarak İstanbul Koşu Kuvvetleri üyelerinden koşuya katılanların derecelerini yazmak istedim:

1. Gururumuz Ercan – 1:08:48

2. Kaptan Kurt – 1:15:14

3. Eda Taşpınar – 1:21:51

4. Mimiko Gözde – 1:32:40

5. Bendeniz Kamil – 1:32:40

Hepimizi teker teker tebrik ediyorum. Bundan sonraki hedefimiz Runtalya Koşusu. Detaylarını yakında duyurmaya başlayacağız..

Advertisements

16 comments

  1. Sinan Kolat says:

    Tebrikler bebeim, çok keyifliydi koşu, ben maratonu 32’de bırakmak zorunda kaldım ama yine de güzeldi. Tebrik ediyorum, belki bundan sonra maraton?

    • ruyabaraz says:

      yaa tahmin ettim maratona yazıldığını! asıl sana tebrikler! ben de runtalya’da yarı marathon yapıcam galba 🙂

      • sinanko says:

        adım adım, 15, ordan yarı, sonra tam 🙂 ben de runtalyada yarı maraton koşucam heralde, keyifli bir parkur o. geçen sene kaydolduktan sonra sakatlanmıştım, gitmeme rağmen koşamamıştım. Bu sene hem gidicem hem koşucam inşallah 🙂

      • ruyabaraz says:

        Aynen. Benim hedeflerimde maraton kosmak yok gerci. İstemiyorum pek :)) ama yari maraton denicem.

  2. Aylin says:

    Harikasın:) Tebrikler o kadar özendim ki seneye ben de katılacağım koşuya:)

  3. Beste says:

    İsteyen istediğini söylesin, 1,5 saat de 15 km bence gayet gurur duyulabilecek bir başarı

  4. Tebrik ederim. Benim de ilk 42k’ydi. Zamaniniz cok iyi, maalesef kosmaya uzak insanlarin o kadar mesafeyi kostugunuzdan cok kacinci olundugu ve ne kadar zamanda bitirildigi.

  5. victor sollozzo says:

    merhabalar, yarista benim en dikkatimi ceken sey insanlarin ustundeki kiyafetlerdi diyebilirim.. o kadar kalin giyinmisti ki bir cok kisi. bilimsel olarak hava 10 derecenin ustundeyse tisort, 15 derecenin ustundeyse atletten fazlasini giymemek gerek.

    bir de gecen yazinizda da gordum ayaginizin su topladigini.. cogunlukla corapla alakali diyebilirim.. eger yurtdisinda birilerine erisiminiz varsa thorlo ya da smartwool corap tavsiye edebilirim.

    • ruyabaraz says:

      evet smartwool’u okudum ben de bir yerde daha. bende nike’ın drifit çoraplarından vardı onlardan giydim ama bir işe yaramadı. vazelini de unutunca yine berbat oldu ayaklarım hehe.

      kıyafet kesinlikle tshirtten fazlası gereksizdi, birgün önce rüzgarlı ve soğuk olduğu için hepimiz birbirimizi yanlış gaza getirdik galiba. benim tshirtümün altında uzun kollu birşey vardı, onu çıkardım tshirtü giydim koşarken. o da koton tshirt olduğundan bu sefer sonuna doğru dondum filan boyle saçma bişiy oldu 😀

      • victor sollozzo says:

        🙂 parkin icinde baya ruzgar esiyodu ama olsun o kadar yanarken iyi bile gelmistir. ben her su istasyonunda kafamdan asagi bi sise su doktum.. 🙂

        maalesef cogu bilindik markanin corabi kosmaya uygun degil (ayaginin alti kosmaktan nasir tutmadiysa).. vazelini ayaklarima surmedim hic ama soguk havalar geliyor – kara kista acikta kalan her yere surmek lazim kosarken – catlayip kaliriz yoksa..

  6. Duygu Basaran says:

    Aman Rüyacım kedi erişemediği ciğere pis dermiş 🙂 Genellemek istemiyorum ama bizim millette bu çok var. Bence harika bir sonuç almışssın, sonuncu da olsan koşarak bitirmek zaten gurur kaynağı. Devamını bekliyoruz 🙂

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Create a website or blog at WordPress.com
%d bloggers like this: