Run Istanbul Hatıratları

run istanbul

Bugün burayı bir nevi günlüğüm olarak kullanmak istiyorum. Yani orta 1, “Sevgili günlük” staylz Run Istanbul’un başından sonuna yaşadıklarımızı, kah gülüp kah ağladığımız olayları ve aklımdan geçenleri yazacağım. Aslında biraz uzun ve aşırı ayrıntılı bir yazı olacak, bu yüzden kiminize fenalık gelebilir ama umarım yine de keyif alırsınız.

Sevgili Günlük,

Bundan tam iki sene önce soğuk bir Ekim akşamıydı. Kendi kendime New York’lu koşu grubu Bridge Runners‘ın instagram sayfasına bakıp “ah keşke benim de böyle koşu arkadaşlarım olsa” diyordum. Hatta onlarla koşan arkadaşıma mesajlar atıp Türkiye’de de koşmaya gelmelerini söyleyip duruyordum.

IMG_1458

Bunun üzerinden tam bir sene geçti, Lastik Pabuç Koşu Teşkilatı sayesinde muhteşem koşu arkadaşları edindim ve sonuç olarak kendi koşu grubumuz olan İstanbul Koşu Kuvvetleri‘ni kurduk. Tabi bu son bir sene içinde bununla da kalmadık, kendimize yepyeni, sporsever bir ortam yarattık ve koşu sevgimizi daha da genişlettik. Bunları anlatıyorum çünkü biraz sonra bu tarz spor etkinliklerinde kendimi ne kadar evimde hissettiğimi siz de göreceksiniz. Ama şimdilik en başından başlayalım.

1. Bölüm – Yarışa Koşturmaca: 

Sabah bir heyecanla kalktım herkesi yokluyorum, “Kaçta gidiyoruz, bana bakın yollar kapanacakmış” diye. Saat 4:45 vapuruyla Kadıköy’e geçmeye karar verdik. Kahvaltı edip kendime “o saate kadar yapılacaklar listesi” hazırladım. Buna göre:

istanbul kosu kuvvetleri

  • Run Istanbul’da sağa sola yapıştırılmak üzere birkaç değişik İKK sticker’ı hazırlanacak
  • Pazar pazar bunları bastıracak bir ozalitçi bulunacak
  • Her zamanki gibi herşeyi son güne bıraktığın için kendi kendine bol küfür edilecek
  • Hazırlanıp, çıkılacak.

Çıktım tabi koştura koştura, her zaman olduğu gibi son dakika, ozalitçiye gidecek vaktim yok. Burçin’i aradım, rica ettim sticker’ları kapsın yolda. Zar zor vapura yetiştim. Yada ben öyle sanıyorum, meğer heyecana gerek yokmuş, zaten herkes kaçırmış 4:45’i. Bir Yiğit’le Ogan bekliyor. Geçtik karşıya, Moskova’lı bir koşu grubu olan Gorky Park Runners‘dan Maria’yla buluşmam lazım. Kızın kiti bende, onu vereceğim ama kızı henüz tanımıyorum. Meğer o da kaçırmış, bir sonraki vapurla geliyor.

Baktık kimseden hayır yok, bindik taksiye, önden gidelim dedik. Bütün yollar kapalı. Nereden gideceğiz? Moda’ya girdik, taksici birşeyler diyor, Yiğit neyseki karşıyı bildiği için cevap verebiliyor adama. Sonunda E-5’ten çıktık Kozyatağı’ndan girdik, trafiğe bulaşmadan vardık yakınlarda bir yerlere. Taksiden inip yürümeye başladık.

Bu arada bir yandan geriden gelen gruba laf yetiştirmeye çalışıyoruz, şuradan gelin, şöyle yapın böyle yapın diye, diğer yandan bütün gün yalnızca kahvaltı edecek vaktim olduğu için açlıkla başa çıkmaya çalışıyorum, bir yandan da kendimize bir tuvalet bulmaya çalışıyoruz.

busracelikbas

(Fotoğraf: Instagram – @busracelikbas)

Sonunda yarış alanına ulaştık, tam içeri girecez, kapıdaki görevli kız tarafından durduruldum: “nike t-shirtünüz olmadan içeri alamıyoruz”. Zaten takriben 2 saattir yollardayız, bir de içeri girmeden durup üzerimi değiştirmem gerekiyor. Organizasyon şahane OK de iki senedir Run Istanbul’da herkesin aynı t-shirt giyme zorunluluğuna bir anlam verebilmiş değilim gerçekten de. Neden yani? Kalabalıkta bir arkadaşını kaybetsen ne yapacan? Mavi t-shirtlü arkadaşını çat diye kalabalıktan seçmek varken göğüs numarasını mı bağıracan? “AHMEEET, onsekizbinbeşyüzelliiiiiii neredesin??”.

Neyse onu da hallettik ve sonunda girdik içeri. Herkes çimlerde oturuyor, tam bir festival havası. Tuvaletlere doğru koştum. İşimi hallettikten sonra Yiğit’le Ogan’ı bekliyorum, çocukcağızın teki 48 numaralı göğüs numarama bakıp “47 numarayı gördünüz mü acaba” diye sormasın. Ne diyeceğimi bilemedim gerçekten de…

IMG_1407

Çıktık tuvalet sırasından. Saat 6’ya yaklaşmış, solda Samet NTC dersi veriyor. Selam verip biraz ilerledim, bir NTC çadırı kurulmuş, içeride herkes çılgınlar gibi eğleniyor. Ben hala açlıktan baygınım, gittim bir muz kaptım. Herşey tıkırında, muz ve su standları kurulmuş. Biraz sonra da Ceren’e rastlayınca bana çantasında yarım kalan simidi verdi sağolsun.

O esnada sahnede tuhaf anonslar yapılıyor. “Bir kız çocuğu kaybolmuştur. 26 yaşındaki Burcu arkadaşımızı gören varsa sahneye yönlendirsin”. 26 yaşındaki kız çocuğu?

Neyse geyikler bitti, herkesi yarış alanına toparlama kısmına geçildi. Yine bir anons, herkes bileklik rengine göre gruplara ayrılacak, böylece herkes ne kadar zamanda koşmayı hedefliyorsa o grupla koşuya başlayacak. Örneğin 7 kilometreyi 40 dakika üzerinde koşuyorsanız mavi gruptasınız, 30 dakikada koşuyorsanız yeşil gruptasınız filan falan.

Herkes büyük bir heyecan içinde, bense hala bizimkilerden haber bekliyorum. Ne benim Maria var ortada ne de diğerleri. Sonunda Maria geldi, kitini kaptı, eşyalarını vestiyere bırakmaya gitti. O sırada diğerleri geldi. Gözde’ye VIP kitini verdim. Bu arada kapıda yarış kitlerinin teslim alındığı bir yer var ama burada çengelli iğne yok. Herkes imece usulü göğüs numarasını takmaya çalışıyor. He bir de son dakika gelenler vestiyere eşya bırakmaya gittiklerinde öğreniyorlar ki vestiyer kapalı, daha fazla eşya almıyor. Neyseki yanımızda koşmayan bir arkadaşımız var da ona bırakıyorlar eşyalarını.

Herkes son hazırlıkları yaparken ben de Gözde’den kaptım İKK yapıştırmalarını, milletin sağına soluna yapıştırmaya çalışıyorum. Neyse sonunda herkes hazırlandı ve kendi rengine ait grubunu bulmaya gitti.

IMG_1408

Biz VIP, yani havalı 😎 olduğumuz için, yarışa en önde başlayan gruptayız. Bir arkamızda yarışın en hızlıları olan yeşiller heyecanla yarışa start verilmesini bekliyor. Geçtik Gözde’yle en öne, Figen hoca tepede binlerce kişiye ısınma hareketleri yaptırıyor. Biz de o sırada hem ısınıyoruz hem de Kurt ve Gözde’yle fotoğraflar çekiyoruz.

Biraz sonra bir baktım yandan Deniz geliyor sırt çantasıyla. Ne oldu dedim, meğer o da çantasını bırakamamış. Ne yapacağımızı şaşırdık birden. Aslı’yı arasak telefonunu bilmiyorum, Kurt yarış her an başlayacak diye heyecanlı, ararsak yetişemeyiz diyor. Sonunda Deniz o sırt çantasıyla yarışın sonuna kadar koştu! Neymiş efendim, vestiyer çantasını kabul etmemiş…

Neyse sonuç olarak yerlerimizi alıyoruz ve start verilmesini bekliyoruz.

2. Bölüm – Yarışta Koşturmaca:

trker

(Fotoğraf: Instagram – @trker)

Dediğim gibi herkes yerlerini aldı. Startın verilmesini bekliyoruz. Bu arada bir kargaşa oldu, arkadaki yeşil grup o kadar sabırsız ki, koşu başladı sanıp üzerimize atladı. Neyse daha başlamadı dedik, durup bir sakinleştiler.

Ve geri sayım başladı: 10, 9, 8… 3, 2, 1!

Biz Gözde’yle gayet normal bir tempoyla başlayalım derken arkamızdan fırtına gibi gelen güruh tarafından eziliyorduk neredeyse. Adeta bir çizgi filmlerdeki karesi…

Yarışlarda hep böyle oluyor aslında. Hele buradaki gibi yaş ortalamasının biraz daha ufak olduğu yarışlarda gençlik birden HURRAAAA diye haldır haldır tıkanana kadar koşmaya başlıyor. Tabi bir bakmışsınız bu arkadaşlar daha 1inci kilometrenin sonunda bitip yürüyüşe geçmişler. Yarışın o heyecanına kapılmamak gerektiğini iyi biliriz.

Biz gayet sabit bir tempo giderken, bir yandan gün batımını seyrediyoruz, bir yandan İKK takipçileri için olay yerinden canlı video çekiyoruz. Yanımızdan Tolga bizi solluyor, naber kızlar diye basıp gidiyor.

Ben normalde müziksiz koşamam ama yarışlarda sesi biraz kısıp etraftakilerin tezahuratlarını dinlemek insana inanılmaz bir moral veriyor. Moralin de dışında, insan kendini inanılmaz havalı hissediyor. İlk kilometreyi bitirdik, hafif yokuş yukarı, köşede bir Starbucks’tan millet bizi seyrediyor, herkes fotoğraf çekip alkışlıyor. O anda insana yokuşmuş, bilmem neymiş farketmeden bir kuvvet geliyor.

Levent (Fotoğraf: Uğur Aydınlı)

Levent (Fotoğraf: Uğur Aydınlı)

Bu sırada kafamı bir çevirdim yanıma sırt çantasıyla Deniz gelmiş, o halde koşmaya çalışıyor. Çok alem kızdır kendisi. Ama bu sayede epey sükse yaptı yarışta, sırt çantalı kız diye. Önümüzde İKK’nin ilk takipçilerinden Levent, top çevirerek koşuyor. Bu onun için ilk değil. Runtalya’da tam 10 kilometre boyunca top çevirerek koşmuştu. Kendisiyle gerçekten gurur duyuyoruz. Bir de öyle yavaş filan da koşmuyor. Gayet bizimle aynı tempoda yarışı sürdürüyor.

Biraz ilerleyince Göztepe ışıklara geldik. Oradan içeri girilip Bağdat Caddesi’ne doğru çıkılacak. Dönemeçte herkes birbirini sollamaya çalışıyor, inanılmaz bir kargaşa. İlerde solda bir ATV’den koşanları çekiyorlar. Biz tabi İKK kızları olarak atladık önünde saçma sapan hareketler yapıyoruz.

Neyse geldik sonunda Bağdat Caddesi’ne. Işıklarda yine bir kalabalık, herkes gelen geçeni alkışlıyor. Bazı ablalar/teyzeler önlerinden geçen kızları görünce “aferin kızlarıma!” diye bağırıyorlar. O kadar gurur verici ki…

Sonra ben bir ara bittim, Gözde bastı. Ben sağa sola bakarak koşuyorum. Karşıma ne çıksa beğenirsiniz. Köşede Redbull’cu bir kız durmuş koşuculara Redbull dağıtıyor. Tanrı hepimizi cahillerden korusun. Hayatımda böyle bir aklı kısalık örneği görmedim. E tabi yolda su istasyonu bulamayan koşucular da birşey olmaz diye Redbull’ları kapıyolar kızdan.

Ben yolda susamadım hiç ama sonradan farkettim ki 6ıncı kilometreye kadar su istasyonu yoktu. E zaten yarışın kendisi 7 kilometrelik. O işi de pek anlamadım. Neyse bunlar hep deneyim işte.

Biraz sonra Barış yaklaştı yanıma “Baraz, naber” diye. Koşarken muhabbeti sever bazı arkadaşlarım, adamı tüketirler böyle. Barış’ı kovaladım, bu sefer yanımdan Halil Hoca geçiyor. Dalmışım ben de “naber ya, napıyorsun” diyorum koşunun ortasında. “İyilik valla nolsun, koşuyorum”. Çok mantıklı konuşmalar…

Bu arada kafamda deli sorular; ‘yahu ben bir ay şu san francisco’daki yokuşları nasıl koşacağım? Çok çalışmam lazım çoook’. Neyse o da son anda iptal oldu zaten, onu da bilahare anlatırım.

Beni sollayanlar arasına birazdan başka bir tanıdığım girdi, “düşürmüşsün tempoyu” diyor. Kendi kendime düşünüyorum: ‘dün o son kadehi içmeyecektim, bu sabah düzgün yemeğimi yiyecektim’.

Neyse son 600-700 metreye girdik, bu sefer caddeden sahile doğru ineceğiz, çekim ATV’si yine gelmiş, bu sefer milletin yolunu kapatıyor. Sağ şerit onlara ait diye koşucuların girmesi yasak ama ATV’nin koşu yoluna girmesi serbest? Ne güzel.

Sonunda sahile vardık. Çok azıcık kaldı ama gaza basamıyorum nedense, hala normal tempo devam ediyorum. Bu arada soldan yürüyen bir kızcağızın yanından geçtim “hadi hadi çok az kaldı yaparsın” diye bağırdım kıza. O da ne? Kız bir bastı, aynı anda 15 kişiyi birden sollayıp bitirdi yarışı.

photo

Ve sonunda finish’e geldik! Gayet istediğim bir zamanda, 39 küsur dakikada bitirip 4000 küsur bağyan arasında 155’inci olmuşum. Daha ne isteyeyim. Geçen sene olsa 43-44 dakikada koşacağım yarıştan tam 5 dakika kırpmışım.

Bu arada tam da burada değinmek istediğim bir nokta var. Bunu geçen sene Avrasya’dan sonra da yazmıştım. Millet hala “ay bilmem kim senden iyi yapmış, haberin var mı” filan diyor. Evladım, buradaki olay kimin senden iyi yaptığı, kaçıncı olduğun, kimin kaç dakikada bitirdiği filan değil. Herkesin hedefi kendine. Eğer öyle kıyaslayacaksak, o bahsettiğin kişi 10 senedir spor yapıp düzenli yaşıyorsa ben yalnızca 3 senedir yapıyorum bunu. Üstüne üstlük yalnızca bir senedir böyle düzenli koşuyorum. O kırptığım 5 dakika da birşey değilmiş gibi gelebilir kulağa ama koşuda 10 saniye bile büyük farklar yaratabilir, biraz okuyun öğrenin pls..

Neyse sonuç olarak yarış bitti, hepimizin keyfi gayet yerindeydi. Hepimiz kocaman bir hamburgeri yanında buz gibi bir birayı, üstüne de büyük bir porsiyon dondurmayı hakkettik (hepsini yedik de!).

Bir de ertesi gün sonuçlar açıklandığında biz VIP’lerin sonuçları kaybolmamış olsa daha da güzel olurdu. VIP olmak böyle birşey olsa gerek. Neyse sonunda sonuçlarımızın bir kısmı açıklandı. En azından tempomuz yazıyor. Evet çocuklar söyleyin bakalım: arkadaşınız Rüya 1 kilometreyi 5:41 dakikada koşuyorsa 7 km’yi kaç dakikada tamamlar?

IMG_1437

(Featured Image şuradan…)

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Create a website or blog at WordPress.com
%d bloggers like this: