Sürmenaj

Evet gerçekten de olmuşum galiba sonunda. Tabi sürmenaj değil, sürantrene olmuşum..

Adını bile yeni öğrendiğim bu zımbırtı nedir peki?

Geçen hafta Avrasya yazımı yazarken son zamanlardaki durumumun ufak bir özetini geçmiştim.

Son 1-2 aydır gerçekten koşamıyorum. Yanımdaki arkadaşlarıma anlatıyorum, kimse inanmıyor yada inananlar da anlamıyor. Psikolojiktir diyorlar. Yahu tamam olabilir ama gerçekten bacaklarım gitmiyor. Koşmaya başlayınca bacaklarım ağırlaşıyor. Sanki 50’şer kiloluk ağırlık bağlamışım ayak bileklerime. Bir kilometre zar zor gittikten sonra dayanamayıp bırakıyorum.

Sonunda geçen hafta babamın Amerikalı bir arkadaşıyla konuşurken bayâ mantıklı bir açıklama yaptı. “You’re overtrained” dedi. Gerçi ben en başta pek inanmadım. “Bu Amerikalı’lar hep böyle pimpirikli olur, herşeye bir hastalık ismi takarla” diyorum içimden.

Eve gider gitmez açtım Google Amca’ya sordum. Gerçekten de ilk yazan şey “do your legs feel heavy when you start running” – yani “koşmaya başladığınızda bacaklarınız ağırlaşıyor mu”. Evet dedim başlıyor, koyuldum hemen araştırmaya.

Sonra pazar bir arkadaşımla koşuya çıkınca ilk defa duydum sürantrene lafını. Üstüne bir de dün spor salonumuzun gururu Iron Halil‘e rastlayıp ona da anlatınca Avrasya’da 15K’yı yarıda bıraktığımı o da “sürantrene olmuşsun, iki hafta gelme” diyince hemen öğretmenimin dediğini yapmaya karar verdim. Evet, bugünden itibaren spora ara veriyorum!

Peki nedir hakkaten bu sürantrenman işi?

Epey bir araştırdım. Sonuç şu: eğer antrenmanlar arası yeterince dinlenmezseniz, vücudunuzun kaldıracağından daha uzun ve daha sık antrenman yaparsanız ve en önemlisi vücudunuzu dinlemezseniz hem fiziksel hem psikolojik olarak tükenirsiniz. Ben, ki her zaman aralarda dinlenmeyi, hastayken kat’i suretle spor yapmamayı söylemişimdir hep, ben bile bu girdabın içine girmişim.

Tabi dinlenmenin dışında, kötü beslenme, insanın hayatındaki stresler, bozuk uyku düzeni, bol alkol ve kafein, bütün bunlar da sürantrenmanın yandaşları hep.

Peki insan nasıl anlar sıkıntıda olduğunu?

İşte dediğim gibi, benim bacaklarım ağırlaşmaya başlıyordu koştuğumda. Yorgunum yapamıyorum diyordum.

Bunun dışında insanın dinlenik kalp rotmi de yükselirmiş ki benim ki de gerçekten 40’lardan 50’lere çıktı bu dönem.

Bir tek bu da değil, senelerdir düzgün olan kan demir değerim de iki ay içinde feci düşmüş. Demek ki hem iyi dinlenmiyorum hem de yeterince beslenmiyorum. Bir de ileri boyutlara gittiğinde her çeşit sakatlığa neden olabilirmiş sürantrenman.

Tabi bunlar sadece işin fiziksel olan kısmı. Sürantrene insanda depresyon belirtileri, asabiyet, anksiyete, vs. de görmek mümkünmüş.

Peki ya ne yapmalı böyle olunca?

Aklıma geldi, geçen hafta birine “ara vereceğim bu dönem biraz koşmaya” dedim, yorgunum dedim, “bence daha çok üstüne gitmelisin” diyor. Ne ilginç mantıktır.

Neyse ki ben kendimi dinlemeye karar verdim. İki hafta bırakın sporu, yoga bile yapmam. Etleri, meyveleri, sebzeleri götürürüm. Doktorumun verdiği demir haplarını düzgün bir şekilde alırım. Akşamları foam roller’ıma sarılıp uyurum. Belki arada bir masaja giderim. İki hafta sonra da bomba gibi dönerim sahalara.

Ps. Sevgili Eren, Sevgili Aslı, tam bir sene önce bana çok güzel bir doğum günü hediyesi almıştınız. Bakın üzerinden tam bir sene geçmiş. Mağdurum… (Şaka yapıyorum tabiki :))

(Featured Image şuradan…)

Advertisements

One comment

  1. kurslar says:

    sürmenaj anca bu kadar güzel anlatılabilirdi. paylaşımınız için çok teşekkürler…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Create a website or blog at WordPress.com
%d bloggers like this: